Bu Blogda Ara

30 Eylül 2013 Pazartesi

Irak ve Şam Devleti'nden Erdoğan'a tehdit / Türkiye'de intihar saldırısı düzenleriz / Belge

 Irak ve Şam İslam Devleti (ISIL), Türkiye hükümetini, Bab'ul Hava ve Bab'ul Selam sınır kapılarını açmaması halinde intihar saldırıları düzenlemekle tehdit ediyor. 


Tekfirci terör örgütleri artık Türkiye'yi de tehdit eder hale geldi. Irak ve Şam İslam Devleti (ISIL), adlı vahşi terör çetesi Türkiye Cumhuriyeti'ne sınır geçişlerinde problem yaratmaması için bir hafta mühlet vererek tehditler savurdu. Türkiye, Azez'in bu grubun eline geçmesinin ardından kapıları kapatmıştı.

El Kaide bağlantılı grubun cihatçı haber siteleri üzerinden yayınlanan deklarosyununda "Aslanlarımız İslam toprakları üzerindeki Türk devletine iyilik mesajını iletmek ve burayı kafirlerden temizlemek için hazırlar." ifadeleri yer alırken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a da sınır kapılarını açması için gelecek pazartesiye kadar  süre veriliyor. Erdoğan'a "Sen ve adamların dikkatli olun! Ülkeye ve insanlara zulmettin, bu yüzden Allah'ın kanunları uygulanmalı" diye seslenilen açıklamanın sonunda Reyhanlı ve Bab'ul Hava'daki bombalı araç saldırılarını da üstlenen grup, bu saldırıları İstanbul ve Ankara'da gerçekleştirme tehdidinde bulundu.

11 Mayıs 2013'de Reyhanlı, Hatay'da düzenlenen iki ayrı bombalı terör saldırıda 52 kişi ölmüş, 146 kişi yaralanmıştı. 17 Eylül'de ise Hatay'ın Reyhanlı ilçesindeki Cilvegözü Sınır Kapısı'nın Suriye tarafındaki Babel Hava Kapısı'ndaki patlamada 7 kişi ölmüştü.

Teröristlerin Eylem ve İdeolojilerinden Kurtulup Suriye'yi Eskisinden Daha İyi Hale Getireceğiz

Teröristlerin Eylem ve İdeolojilerinden Kurtulup Suriye'yi Eskisinden Daha İyi Hale Getireceğiz

Eylül 30, 2013

Cumhurbaşkanı Beşşar el-Esad İtalyan Rai News 24 Televizyonuyla yaptığı röportajda; Suriye devletinin bu süreç içinde temel hedefinin, terör gruplarıyla birlikte terörlerinden ve ideolojilerinden kurtulmak olduğunun altını çizdi.
El-Esad; Suriye'nin krizi aşması ardından kriz öncesine nazaran çok daha iyi olacağını ifade etti.

Avrupa ülkelerinin büyük çoğunluğunun Suriye'deki krizin çözümünde rol oynama gücünde olmadığını belirten el-Esad; bu bağlamda başarı için gerekli muhtelif faktörlere sahip olmadıklarını söyledi.

Durum Kararla Değil, Suriye'nin İradesine Bağlıdır

Suriye'nin, kimyasal tersanesini yok etmeyi talep eden uluslar arası güvenlik konseyinin kararına bağlı kalıp kalmayacağına ilişkin soruya cevabında el-Esad; Suriye'nin bu karardan önce Uluslar arası Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütüne katıldığına dikkat çekti.
Rusya'nın Suriye'deki kimyasal silahlarla ilgili girişiminin ana bölümünün Suriye iradesinde olduğunu ifade eden el-Esad; dolayısıyla durumun, güvenlik konseyinin kararıyla değil, Suriye'nin iradesiyle bağlantılı olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı el-Esad; doğal olarak Suriye'nin, kimyasal silahlarını yok etme iradesine sahip olduğunu vurgularken, 2003 yılında Ortadoğu'nun her türlü kitle imha silahlarından arındırılması için ilk girişimde bulunan ülke olduğunu hatırlattı.

Kimyasal Silahları Yok Etmek Suriye'nin Değil, Örgütün İşidir

Oldukça Karmaşık bir mesele olması itibarıyla kimyasal silahların nasıl yok edileceği sorusuna cevabında el-Esad; Suriye'ye düşen rolün sadece kimyasal tersanesine ilişkin gerekli bilgileri vermek ve uluslar arası kimyasal silahları yasaklama örgütü uzmanlarının çalışmalarını kolaylaştırmak olduğunu belirtti.
El-Esad; meselenin pratik sürecin teknik yönünde olduğuna işaret ederken, uzmanlar ekibinin teröristlerin bulundukları bölgelere ulaşımları ve bu silahları söküp yok etmelerinde bir kısım sorunların olabileceğini söyledi.
Suriye'nin uzmanların güvenliğini sağlaması konusunda ise el-Esad; doğal olarak Suriye'nin bunu yapacağını belirtti.

Diyalog Sonucu Referanduma Sunulacak

Kendisinin önümüzdeki süreç için siyasi haritasına ilişkin soruya cevabında el-Esad; Suriye'nin krizin başından beri siyasi süreç yada başka bir değimle siyasi çözüme büyük bir önem verdiğini vurguladı. El-Esad; fakat siyasi sürecin tüm meseleleri çözmeyi beklemenin mümkün olmadığını, buna rağmen siyasi süreçte ilerlemek gerektiğini belirtti.
Asıl meselenin tüm Suriyelilerin diyalog masasına oturup Suriye'nin geleceğini ve siyasi sistemini belirlemek olduğunu belirten el-Esad; diyalog masasında uzlaşmaya sağlanacak her şeyin halkın referandumuyla kararlaştırılacağını ifade etti.
El-Esad Suriye'nin baştan beri bunu ilan edip hayata geçirmeye çalıştığını, önümüzdeki süreç içinde de bunu yapacağını söyledi.

Yabancı Askeri ve Siyasi Müdahale Talep Edenlerle Diyalog Mümkün Değildir

Diyalogun silahlılar dahil tüm muhalefeti kapsayıp kapsamayacağı konusunda el-Esad; silahlıların muhalefet olmadığını, onların terörist olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı el-Esad muhalefetin siyasi olduğunu, belirli bir programı ve vizyona sahip olması gerektiğini belirtirken, öldürme, yıkma, kundaklama, sabotaj ve suikastın muhalefet olmadığının altını çizdi.
El-Esad, tüm siyasi partilerin diyaloga dahil olabileceğini belirtirken, silahlıların ise ancak silahlarını teslim etmeleri ardından normal vatandaşlar gibi diyalog dahilinde olabileceklerini söyledi.
Sözlerine devam eden el-Esad; Suriye'nin Kaide Örgütüne tabi gruplar yada yabancı askeri müdahale talep edenlerle diyaloga geçmesinin kesinlikle mümkün olmadığını ifade etti.

Çerçevesi Netleştikten Sonra Katılım Düzeyi Belirlenir

Cenevre II Konferansına bizzat kendisin katılıp katılmayacağı sorusuna cevabında el-Esad; konferans çerçevesinin henüz netleşmediğine dikkat çekti.
El-Esad, Suriye hükümeti olarak katılım düzeyinin ancak, konferansın niteliği, kimin katılacağı ve organize kriterlerinin belli olması ardından belirlenebileceğini açıkladı.

Bu Devletler ABD’nin Taşeronlarıdır

Katar, Suudi Arabistan ve teröristleri destekleyen diğer devletlerin Cenevre II Konferansına katılımlarına ilişkin soruya cevabında; ABD’nin, bu devletlerin tümünün efendisi olduğunu ve ona tabi olduklarını söyledi.
El-Esad dolayısıyla ABD’nin var olmasıyla bu devletlerin bulunmalarının sadece şekli olduğunu belirtti.

Uluslar arası Güçlerin Bulunması Pratiksel Bir Durum Değildir

Suriye'deki saha durumlarının oldukça karmaşık olmasıyla anlaşmazlık taraflarını ayıracak bir kısım uluslar arası güçlerin Suriye tarafından kabul edilip edilmeyeceğine ilişkin soruya cevabında el-Esad; uluslar arası güçlerin pratiksel bir adım olamayacağını söyledi.
Suriye'deki durumun iki ülke arasında bir savaş yada belirli sınırlar arasında olmadığını, durumun bölgeden bölgeye geçen silahlı çetelerden ibaret olduğunu belirten el-Esad; yine de ilke olarak Suriye'nin uluslar arası güçleri kabul etmeyeceğini söyledi.
El-Esad; Suriye'nin bunu kabul etse bile belli sınırlar yada ön cephe olmamasıyla başarısının imkansız olduğunu söyledi.
Suriye'deki durumların her yerden gelen silahlı teröristlerden ibaret olduğuna işaret eden el-Esad; bu teröristlerin Suriye ordusundan azledilmeleri değil de bertaraf edilmelerinin gerektiğini ifade etti.

Avrupalılar Suriye'ye İnanıyor Ama ABD’nin Hegemonyasından Çıkamıyor

İtalya’nın önümüzdeki siyasi süreç içindeki rolüne ilişkin soruya cevabında el-Esad; pratikte İtalya’nın kendine has bir tutuma sahip olmadığını ve Avrupa devletlerinin tutumlarıyla hareket ettiğini söyledi.
Avrupa devletlerinin de ABD’in tutumlarıyla hareket ettiğine dikkat çeken el-Esad; “Avrupalı çok sayıda yetkiliden Suriye'nin söylediklerine inandıklarını ve ikna olduklarını duydum. Fakat bunu ilan edemiyorlar.
Bu ilk defa olmayıp sadece Suriye'deki kriz sürecinde değil her zaman gördüğüm bir durumdur. Her daim herhangi bir role iki yönden bakmak gerekiyor; ilki, bu rolün güvenirliği, ikincisi de rol sahibi şahıs, hükümet veya devletin diğer taraflarla bağlantılarıdır..” şeklinde konuştu.
Avrupa devletlerinin ABD eski başkanı George Bush döneminden beri ABD ile aynı tutumlara takındıklarını ve aynı politikayı izlediklerini ifade eden el-Esad; dolayısıyla bağımsız bir karara sahip olmayanların güvenirlikten yoksun olduklarını söyledi.
Sözlerine devam eden el-Esad; Suriye'nin temel olarak olumlu katlılarda bulunacak her rolü memnuniyetle karşıladığını ve karşılayacağının altını çizerken, fakat mantık olarak her hangi bir rolün belirli bir tabana ihtiyacı olduğunu, bu taban olmadan başarı sağlamanın mümkün olmadığını söyledi.

Yakınlaşma Tüm Bölge Davalarına Olumlu Yansıyacak

Son süreç içinde durumların hızlı bir değişim gösterdiği ve bunun Suriye'deki durumlara etkisine ilişkin soruya cevabında el-Esad; bunun birçok nedenden dolayı Suriye'deki durumlara olumlu etkisi olacağına inandığını söyledi.
El-Esad İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve ABD Başkanı Barack Obama arasındaki telefon görüşmesiyle ilgili olarak ise Suriye ve İran arasındaki benzer noktalara dikkat çekti.
İran ve ABD arasında yakınlaşmanın olması halinde bu yakınlaşmanın bilinçli bir şekilde olacağına işaret eden el-Esad; ABD’nin dürüst olması halinde bunun sadece Suriye'deki krize değil, bölgedeki bir çok davaya olumlu yansımaları olacağını belirtti.

Tüm Azınlıklara Büyük Bir Önem Verilecek

Önümüzdeki birkaç yıl içinde Suriye'deki Hıristiyanlar ve diğer azınlıklara ilişkin tutumu konusunda el-Esad; Suriye'nin, birçok kültürden oluşan bir mozaik levhası olduğuna işaret etti.
El-Esad; Suriye'nin Hıristiyanlıktan ve Müslümanlıktan önce bile yüzyıllardır renkli bir mozaik levhasından ibaret olmasıyla sosyal ve demografik yapısında değişimin olmasının gelecekte büyük bir sorun teşkil edeceğini söyledi.
Suriye'nin devlet ve halk olarak laik bir yapıya sahip olduğunu belirten el-Esad; dolayısıyla önümüzdeki süreç içinde başta kiliseleri yakılan ve tehcir edilen Hıristiyanlar olmak üzere tüm azınlıklara büyük bir önem verileceğini belirtti.
Sözlerine devam eden el-Esad, demografik yapıyı değiştirmenin ciddi bir tehlike teşkil etmesiyle, bu meselenin sadece Suriye değil, bölgesel ve uluslar arası bir mesele olduğuna dikkat çekti.

Suriye'nin Elinde Kesin Kanıtlar Var

Kısa bir süre önce Suriye'ye yönelik askeri tehditlerin geri dönüp dönmeyeceği ve kimyasal silah kullanılması iddialarına ilişkin soruya cevabında el-Esad; Suriye ordusunun kesinlikle ve mutlak bir şekilde kimyasal silah kullanmadığını belirtti.
El-Esad kimyasal silah kullanacak birlikler yada bu bağlamda herhangi bir hazırlığın yapılmadığına dikkat çekerken, kimyasal silahların terör çeteleri tarafından kullanıldığına ilişkin Suriye'nin elinde kesin kanıtların mevcut olduğunu vurguladı.
Kimyasal silahların kullanıldığı iddialarını araştırmak için Suriye'nin BM’den uzman ekip göndermesini kendisi istediğini hatırlatan el-Esad; ABD’nin bu ekibin gönderilmesini neden engellemeye ve geciktirmeye çalıştığı sorusuna dikkat çekti.
El-Esad; ABD’nin ‘Suriye ordusunun kimyasal silah kullandığı’ iddialarıyla ortaya koyduğu görüntülerin doğruluğunun kimse tarafından araştırılmadığına işaret ederek, bu görüntülerdeki çocukların bir çok yerde muhtelif konumlarla değişik iddialarla kullanıldığına dikkat çekti.
Teröristlerin kullandıkları kimyasal maddeler, kapları ve Suriye'ye nasıl geçirildiklerine ilaveten bu kimyasal maddelerle ilgili teröristlerin kendi itiraflarından oluşan bir dizi kesin kanıtın Suriye'nin elinde olduğuna dikkat eçken el-Esad; saldırıda bazı tarafların olduğunu ve kimin kullandığını gösteren bir dizi gerçekçi göstergenin mevcut olduğunu ifade etti.

Kimyasal Silahları Kullanmak Bir Şahsın Otoritesinde Olamaz

Kimyasal silahın kendisine yada orduya yakın bir şahıs tarafından art niyetle kullanılmış olma ihtimaline ilişkin soruya cevabında el-Esad; hiçbir ülkede bu şekilde stratejik bir silahı kullanmanın bir şahısın otoritesinde olmasının mümkün olmadığına vurgu yaptı.
El-Esad; başka bir ülkeyle savaş durumunda bile bu tür silahları kullanmanın oldukça karmaşık olduğuna işaret ederek, tekniksel ve komuta zinciri açısından oldukça muhtelif bir mekanizmaya sahip olduğunu, dolayısıyla bu rivayetin mantıklı olmadığını ifade etti.
Suriye ordusunda kimyasal silahları kullanacak birliklerin mevcut olmadığını belirten el-Esad; bu silahları kullanmak için uzman birliklerin orduya katılmaları gerektiğini, bunun da olmadığını açıkladı.

Krizin İlk Haftasında Ordu ve Polislerden Şehitler Oldu

Krizin başında ‘muhalefete karşı sert davrandığı’ ve bundan pişman olup olmadığına ilişkin soruya cevabında el-Esad; her şeyden önde ‘sert davranma’ kelimesinin tanımlanması gerektiğini, çünkü krizin başında tüm durumlara anayasal çerçevede yaklaşıp çözmeye çalıştığını belirtti.
El-Esad ABD idaresinin 1995 yılında orduyu Los Angeles’e göndermesinin ‘sert davranış’ olarak nitelendirilip nitelendirilmediği sorusunu dile getirdi.
Krizin ilk haftasında ordu ve polis güçlerinin şehit verdiklerine dikkat çeken el-Esad; teröristlerle savaşmanın anayasa çerçevesinde bir sorumluluk ve gereklilik olduğunun altını çizdi.
El-Esad, fakat sahadaki hatalardan söz edilecek olursa, bu gibi hataların her zaman dünyanın her ülkesinde olduğunu ve olabileceğini ifade etti.
Sözlerine devam eden el-Esad; her zaman dünyanın genelinde genel politikalar ile pratikteki uygulamalar arasında fark gözetilmesi gerektiğini belirtti.

Hatalar Ancak Krizden Sonra Analiz Edilebilir

Daha fazla şeyler yapabilme fırsatı ve işlediği hatalara ilişkin soruya cevabında el-Esad; doğal olarak her insanın hata yapabileceğini ifade ederken, bu hatalara hüküm verme kriterlerinin önemine dikkat çekti. El-Esad; hataları analiz etme ve hüküm vermenin ancak krizden sonra mümkün olabileceğini, o zaman da insanların mantıklı ve gerçekçi eleştirilerde bulunabileceklerini söyledi.

Görevden Çekilmem Durumları Daha İyi Hale Getirecek Mi?

‘Vatanın ve halkının barışı uğruna görevden çekilip yurdunu terk etmeyi hiç düşündün mü?’ sorusuna cevabında el-Esad; bunun görevi terk etmesinin gerçekten durumları daha iyi hale getirip getirmeyeceği sorusunun cevabına bağlı olduğunu ifade etti.
El-Esad; görevden ayrılmasının gerçekten ve bilfiil durumları daha iyi hale getirmesi durumunda bunda hiç tereddüt etmeyeceğini söyledi.
Fakat şu ana dek durumların bir Cumhurbaşkanı olarak görevinde kalmasını gerektirdiğinin altını çizen el-Esad, bir kasırga durumunda kaptanın gemiyi terk etmesi gerektiğine vurgu yaptı. El-Esad; sorumluluk sahibi bir kaptanın gemisini güven içinde karaya getirmeden bırakıp gitmesinin doğru olmadığını söyledi.
Gemiyi güven içinde karaya ulaştırma kriterlerine ilişkin soruya cevabında el-Esad; bunun iki durumdan ibaret olduğunu söyledi.

Adaylığım Suriye Halkının İsteğine Bağlıdır

İlkinde Suriye'nin geleceği ve siyasi sistemini belirleyecek diyalogun önemine dikkat eken el-Esad; ikincisinde ise Suriye dışından terörist ve silah akışıyla birlikte teröristlere mali ve lojistik desteğe son verme aracılığı ile şiddete son vermenin önemine vurgu yaptı. El-Esad iki durumun da bir biriyle bağlantılı olduğuna dikkat çekti.
Sözlerine devam eden el-Esad; ‘şahsım konusunda ise buna karar verecek tek vesile seçim sandıkları aracılığı ile Suriye halkıdır. Ben Suriye halkının arzusuna ve vereceği karara uyacağım..” şeklinde konuştu.
2014 yılında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine adaylığı konusunda; bunun tamamen Suriye halkının isteğine bağlı olduğunu, halkın kendisini istediğini hissetmesi halinde aday olacağını, istemediğini hissetmesi halinde de olmayacağını söyledi.

Kapalı Bir İdeolojide Demokrasi ve Reformlardan Söz Etmek Mümkün Değildir

Göreve ilk geldiğinde tüm Suriyelilerin ideallerini gerçekleştirmede umut teşkil ettiğini ve bu krizden sonra tekrar umut kaynağı olma fırsatının olup olmadığına ilişkin soruya cevabında el-Esad; bu bağlamda hem iç hem de dış faktörlere değinmek gerektiğini belirtti.
Suriye'nin dünyanın en karmaşık bölgesinin bir parçası olduğuna işaret eden el-Esad; dolayısıyla çevresinden etkilendiğini ifade etti.
El-Esad iç faktörlerden söz ederken, reformların cumhurbaşkanı yada hükümet reformu olmadığını söyledi. Cumhurbaşkanı yada hükümetin reformları yönetmesi gerektiğini belirten el-Esad, fakat reform ve demokrasi meselesinin bütünüyle toplumla ilgili olduğunu ifade etti.
Sözlerine devam eden el-Esad; reform ve demokrasi meselesinin anayasa veya kanunlardan ibaret olmadığını, tamamen kültürel ve sosyal bir mesele olduğuna dikkat çekti. Değişimin halkın sahip olduğu kültürel, sosyal, geleneksel ve ahlaki değerlerle meydana geleceğini belirten el-Esad; her toplumun kendine has ayrıcalıkları ve özelliklerinin bulunduğunu söyledi.
Suriye toplumunun da farklı kültürlere sahip olmasıyla oldukça karmaşık olduğuna işaret eden el-Esad; her şeye rağmen Suriye'de ileriye dönük bir değişimin olmadığını söylemenin yanlış olduğunu söyledi. El-Esad, kimilerinin bu değişimin gereğinden hızlı olduğunu, kimilerinin de gereğinden yavaş olduğunu söylediğine işaret ederken, her şahsın bunu kendi vizyonuyla değerlendirdiğine dikkat çekti.
Cumhurbaşkanı el-Esad kapalı bir ideoloji içinde reform veya demokrasiden söz etmenin kesinlikle mümkün olmadığının altını çizdi.

Suriye Bedel Ödemek Zorunda Kalan Ülkelerden Biri Oldu

Dış faktörler konusunda ise el-Esad; kendisinin göreve gelmesi ardından Filistin intifadasının başlamasıyla çöken barış süreci ve 11 Eylül olaylarına işaret etti. Bu gelişmelerden sona bazı devletlerin bedel ödemek zorunda kaldığına işaret eden el-Esad Suriye'nin bu devletlerin arasında olduğunu belirtti. Sözlerine devam eden el-Esad; Suriye'nin Afganistan ve Irak savaşına karşı çıkmasıyla bu tutumunun da bedelini ödemek zorunda kaldığını söyledi.

Tamamen Sanal Bir Yakınlaşmaydı

Bu bedel çerçevesinde Avrupa tarafından Suriye'ye oldukça katı yaptırımların uygulandığına dikkat çeken el-Esad; ardından 2008 – 2011 yılları arasında özellikle Avrupa ülkeleri ile bir yakınlaşmanın olduğunu söyledi.
Bu yakınlaşmanın ABD’nin denetiminde olmasıyla tamamen sanal olduğunu ifade eden el-Esad; dolayısıyla 2011’de sona erdiğine işaret etti.

Suriye'yi Kriz Öncesinden Çok Daha İyi Bir Konuma Getirmemiz Mümkündür

Önümüzdeki süreç içinde çalışma sitili konusunda bir soruya cevabında el-Esad; Suriye'yi savunmaktan başka bir seçeneğin bulunmadığının altını çizdi.
El-Esad her şeyden önde terörü bertaraf etmeye odaklanılması gerektiğini belirtirken, teröristlerin ideolojileriyle birlikte yok edilmeleri önemini vurguladı.
Krizin sona ermesinden sonra halledilmesi gereken bir çok meselenin mevcut olduğunu söyleyen el-Esad; toplum içindeki psikolojik, ideolojik ve sosyal etkilere işaret etti.
Cumhurbaşkanı el-Esad, her şeye rağmen Suriye'yi kriz öncesinden çok daha iyi bir konuma getirmenin mümkün olduğunun altını çizdi.

Reformlar Olmadan Hiçbir Şeyi Gerçekleştirmek Mümkün Değildir

Sözlerine devam eden el-Esad; Suriye'nin reformlara ihtiyacı olduğuna işaret ederken, bu reformları gerçekleştirmeden hiçbir şeyi başarmanın mümkün olmadığını belirtti.
Cumhurbaşkanı el-Esad Suriye'nin daha iyi bir konuma gelmesi için reformların temel eksen olduğunu vurguladı.
El-Esad; fakat bu bağlamda kendisinin yabancı devletler yada Batının değil, Suriye halkının umudu olması gerektiğinin altını çizdi.

23 Eylül 2013 Pazartesi

Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü Krizi Görmezden Gelemez Eylül 23, 2013

Rusya Federasyonu başkanı Vladimir Putin; Suriye dahil olmak üzere terörün anlaşmazlıkların yaşandığı bölgelerde yayılmasının Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütünde üye tüm ülkeler için büyük bir tehlike teşkil ettiğini belirtti. 

Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütünde üye ülkelerin bugün Rusya'nın Soçi Kentinde düzenlediği oturumda konuşan Putin; Suriye gibi devletlerde faaliyet gösteren teröristlerin hiç yoktan gelmediklerini ve hiç yokta yok olmayacaklarını ifade etti. Putin, terör olgusunun komşu ülkelere taşınmasının gayet yaygın olduğunu vurgularken, bunun tehlikesine karşı uyardı.
Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütünün Suriye'deki krizi görmezden gelmesinin mümkün olmadığını belirtirken, Suriye krizinin çözümüne ilişkin öneride bulunarak ortak bir tutum ve sistem belirleme gereğinin altını çizdi.

Örgüt Uluslararası Çabaları Destekliyor

Bu arada Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov örgütte üye ülkeler dışişleri bakanlarının düzenlediği açılış oturumunda örgütün, Suriye'deki krizin siyasi çözümüne ilişkin uluslararası çabaları desteklediğini açıkladı.
Suriye'deki durumlardan endişelerini ifade eden Lavrov; bu endişelerin sadece bölgeye olumsuz yansımalarından kaynaklanmadığını, aynı zamanda uluslararası kanun ve misak sistemine tehlikesinden kaynaklandığının altını çizdi.
Bu arada Lavrov dün ABD’li mevkidaşı John Kerry ile bulunduğu telefon görüşmesinde; Suriye'deki krize ilişkin Rusya ve ABD arasında varılan anlaşmayı hayata geçirme yollarını ele almıştı.



Teröre Desteğin Kesilmesi Koşul Değil Gereksinimdir

 Teröre Desteğin Kesilmesi Koşul Değil Gereksinimdir


Cumhurbaşkanı Beşşar el-Esad; ABD, Fransa ve İngiltere'nin uluslararası güvenlik konseyinde Suriye'deki kimyasal silahlara ilişkin sundukları karar tasarısı konusunda Suriye'nin endişesi olmadığını belirtti.
Çin Halk Cumhuriyetinin CCTV kanalıyla yaptığı mülakatta el-Esad; çünkü Suriye'nin her daim onayladığı tutumlara ve imzaladığı anlaşmalara tam bir bağlılık gösterdiğine dikkat çekti. El-Esad Suriye'nin ayrıca; kendisine karşı güç kullanmaya izin verecek her hangi bir gerekçenin olmamasında Suriye'nin Rusya ve Çin’in güvenlik konseyindeki rollerine güvendiğini ekledi.
El-Esad; ABD, Fransa ve İngiltere'nin güvenlik konseyindeki çalışmalarına ilaveten Rusya ve ABD arasındaki anlaşmada izledikleri tutumların, Suriye'nin olduğunu düşündükleri hayali bir düşmana karşı zafer elde etme amaçlı olduğunu belirtti.
Suriye'ye ilişkin düzenlenmesi beklenen uluslararası Cenevre II Konferansının başarılı olması için Suriye'ye terörist gönderme ve bu teröristlere para ve silah sağlamaya son vermenin kaçınılmaz bir koşul olduğunun altını çizen el-Esad; konferans ve siyasi çözümün başarısı için terör ve teröre desteğin kesilmesinin önemine vurgu yaptı.

Suriye Açısından Hiç Bir Sorun Yok

Varılan anlaşma çerçevesinde Suriye'nin kimyasal silahlarına ilişkin listeyi teslim etmesi ardından Ekim ayından önce uluslararası uzmanların Suriye'ye girmeleri ve 2014 yılı ortalarında silahları yok edilmesi konusunda Suriye hükümetinin bunu nasıl yapacağına ilişkin soruya cevabında el-Esad; anlaşma kapsamında Suriye'nin üstüne sadece iki noktanın düştüğüne dikkat çekti.
Cumhurbaşkanı el-Esad; anlaşma gereğince Suriye'nin üstüne düşen ilk şeyin kimyasal silahlara ilişkin bilgileri Uluslararası Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütüne takdim etmekten ibaret olduğuna işaret ederek, Suriye'nin geçen hafta bunu yaptığını söyledi. Suriye'nin üstüne düşen ikinci şeyin ise örgüt müfettişlerinin Suriye'ye gelişlerini temin etmek ve kimyasal silahların bulunduğu yere ulaşımlarını sağlamak olduğunu ifade eden el-Esad dolayısıyla Suriye açısından hiç bir sorunun olmadığını kaydetti.
Sözlerine devam eden el-Esad bu bağlamda tek sorunun müfettişlerin silahlı grupların bulundukları bölgelere girmeleri ve çalışmalarını tamamlamaları olduğuna dikkat çekerek, silahlı grupların bulundukları bölgelerde bu müfettişlerin görevlerini yapmalarına izin vermeyebileceklerini söyledi.
İlke olarak sahadaki durumların bu konuda bir sorun teşkil etmediğine işaret eden el-Esad; fakat Suriye hükümetinin suçlanması amacıyla da silahlı grupları yönlendiren devlet ve tarafların bir engel yaratabileceklerine vurgu yaptı.

Büyük Miktarda Kimyasal Silahın Bulunması Doğaldır

Suriye'de bin ton kimyasal silahın bulunduğu ve bunun büyük bir miktar olduğuna ilişkin soruya cevabında el-Esad; Suriye'nin sürekli savaş durumunda olması ve işgal altında topraklarının bulunduğuna dikkat çekti.
El-Esad’ dolayısıyla Suriye'nin on yıllardan beri kimyasal silah ürettiğini ve büyük miktarda kimyasal silaha sahip olmasının gayet normal olduğunu belirtti.
Teröristlerin kimyasal silahlara ulaşmaları konusunda ise el-Esad; bu silahların daima güvenli bir şekilde korunduğunu ve bu bağlamda her hangi bir meselenin olmadığını vurguladı.

Batının Dünya Ülkeleri ve Halklarını Hegemonya Altına Alma Hedefleri Var Oldukça Endişeler Bitmez 

ABD ve Batının anlaşmaya rağmen savaş bahanesi yaratabilme durumlarına ilişkin soruya cevabında el-Esad; ABD’nin sadece Suriye'nin kimyasal silahlarına ilişkin anlaşma yüzünden savaş tehditlerine son vermediğini belirtti.
El-Esad; ABD’nin dünya kamuoyu ve Amerika halkının savaşa karşı olması yüzünden savaş konusunda tereddüt ettiğine dikkat çekerek, batının dünya ülkelerine hegemonya sağlama hedefleri var odlukça endişelerin bitmeyeceğinin altını çizdi.
Sözlerine devam eden el-Esad; sadece Suriye açısından değil, tüm küçük ülkeler açısından Batının hegemonya sağlama hedefleriyle birlikte uluslararası misak ve kanunları ihlal etmelerin var olduğu sürece endişelerin bitmeyeceğini belirtti.

Suriye Ordusuna Pek Etkisi Yoktur

Suriye'deki kimyasal silahların teslim edilmesi ve yok edilmesinin Suriye Arap Ordusuna etkileri konusunda el-Esad; Suriye ordusunun klasik savaşlar üzerine eğitildiğine işaret ederek, bunun ordu için pek etkisi olmayacağını belirtti.
El-Esad, kimyasal gibi kitle imha silahlarının çok daha kötü koşullarda kullanılabileceğini ve bunun da bir intihar niteliği taşıdığına dikkat çekti.
Dolayısıyla Suriye'de kimyasal silahları kullanmanın kesinlikle mümkün olmadığının altını çizen el-Esad; Suriye'nin 10 yıl önce bölgedeki tüm kitle imha silahların yok edilmesi için Birleşmiş Milletlere öneri takdim ettiğine dikkat çekti.
Sözlerine devam eden el-Esad; dolayısıyla Suriye'nin kimyasal silahlarının yok edilmesinin ordu açısından pek bir önem taşımadığını bir kez daha belirtti.

Aramızdaki Güç Boşluğunu kapatmak İçin Ürettik

Suriye'nin neden geçen süre içinde kimyasal silah ürettiğine ilişkin soruya cevabında el-Esad; Suriye'nin, topraklarını işgal eden İsrail ile askeri güç açısından bir boşluk bulması ardından 1980’li yıllarda kimyasal silah üretimine başladığını açıkladı.
1995 yılından sonra Suriye'nin klasik askeri gücündeki boşlukların cüzi bir şekilde kapatılması ardından kimyasal silah üretimine son verildiğini belirten el-Esad; Suriye'nin topraklarını işgal eden düşman İsrail ile klasik askeri güç arasındaki farkın kapatılmasıyla bu silahların varlığına gerek duyulmadığını söyledi. 

Hava Savunmamızı Güçlendirmeye Çalışıyoruz

Kimyasal silahları yok etme mukabilinde Suriye'nin alacağı karşılık konusunda el-Esad; bir karşılığın olduğunu söylemenin doğru olmadığını ifade etti.
Suriye'nin klasik tersanesini pekiştirme özeninde olduğuna dikkat çeken el-Esad; anlaşmadan önce de Rus yetkililerin Suriye ile silah anlaşmalarını yerine getirmeye devam edeceklerine işaret etti.
Suriye'nin askeri konuda Rusya'dan temin edeceği güç konusunda el-Esad; Suriye açısından en büyük tehlikenin zaman aralıklarla Suriye topraklarını hedef alan İsrail savaş uçakları olduğuna işaret etti.
El-Esad dolayısıyla Suriye'nin genel olarak hava savunma gücünü pekiştirmeye çalıştığını ifade etti.

İki Tür Delil Vardır

Suriye hükümetinin, terör gruplarının Şam kırsalında kimyasal silah kullandıklarına ilişkin sahip oldukları kanıtları verme konusunda el-Esad; Suriye ordusunun teröristlerin bulundukları bölgelere girmeleri ardından büyük miktarda kimyasal madde ve bu maddeleri saklama araçlarına rastladığını söyledi.
Bir başka kanıtların ise teröristlerin kimyasal maddeleri komşu ülkelerden nasıl Suriye'ye taşıdıklarını içeren itiraflarındaki bilgilerin olduğunu söyleyen el-Esad; delillerin bir kısmının Rusya'ya gönderildiğini belirtti.

Herhangi Bir Çabanın Başarısı İçin Zemin Hazırlamak Gerekiyor

Cenevre II Konferansı konusunda ise el-Esad; Suriye'nin baştan beri bu konferans dahil siyasi çözüm yündeki her çabayı desteklediğini belirtti.
El-Esad siyasi çabaların her ülkede büyük sorunların çözümü için temel teşkil ettiğinin altını çizerken, fakat bu çabaların başarısı için hazırlanması kaçınılmaz olan bir zemin gereğine vurgu yaptı.
Sözlerine devam eden el-Esad; Cenevre II konferansı yada herhangi bir siyasi çabanın başarılı olması için hazırlanacak zeminde Suriye'ye terörist akışına ilaveten teröristlere sağlanan silah ve para desteğine son verilmesinin kaçınılmaz bir koşul olduğunun altını çizdi.
Cenevre II konferansının düzenlenmesi için zamanın uygun olup olmadığı konusunda ise el-Esad; Suriye ve siyasi çözüm gereğine inanan tüm devletlerin konferans için her zamanı uygun gördüklerini belirtti.
Fakat meselenin Suriye'de saha gelişmelerinde kendi çıkarlarına göre bir değişim peşinde koşan ABD ve müttefiklerinde olduğunu belirten el-Esad; bunların konferansı ertelemelerinin bir diğer nedeninin ise muhalefeti birleştirmeyi başaramamaları olduğunu ekledi.
Suriye hükümetinin konferansa katılmak için teröre desteğin kesilmesini şart koşması konusunda ise el-Esad; bunun Suriye hükümetinin koşul yada şartı olmadığını, çabaların başarısı için mutlak bir gereksinim olduğunun altını çizdi.

Silah Taşıyan Hiç Kimseyle Müzakerelerde Bulunamayız

Suriye hükümetinin kiminle müzakerelerde bulunacağı konusunda el-Esad; silah taşıyan hiç kimseyle müzakerelerde bulunmanın mümkün olmadığını vurguladı.
El-Esad müzakerelerin sadece siyasi muhalefetle olacağını belirtirken, halkı öldüren teröristlerin siyasi muhalefet olmalarının mümkün olmadığını söyledi.
Cumhurbaşkanı el-Esad ayrıca gerek askeri gerekse siyasi dış müdahaleyi kabul edenlerle de müzakerelere girilmeyeceğini ifade etti.

Suriye Halkı Kimi Destekliyorsa O Daha Güçlüdür

Suriye'de mevcut güç dengesine ilişkin soruya cevabında el-Esad; Suriye'de büyük çoğunluğu yabancı olan teröristlerin büyük yıkım ve ölüme yol açtıklarını söyledi.
El-Esad; Suriye ordusunun bu yabancı teröristlerden binlercesini öldürmesiyle bunların yerine binlercesinin geldiğine, fakat yine de bunun mesele teşkil etmediğine işaret etti.
Asıl önemli meselenin Suriye halkının kimi desteklediğinin olduğuna dikkat çeken el-Esad; ‘Suriye halkı kimi destekliyorsa o daha güçlüdür’ şeklinde konuştu.
Suriye halkının Suriye ordusunu desteklediğine dikkat çeken el-Esad; bundan dolayı da Suriye ordusunun son zamanlarda bir çok bölgede teröristlere karşı gayet önemli ilerlemeler sağladığını belirtti.
Sözlerine devam eden el-Esad; Suriye halkının büyük çoğunluğunun ülkede olanların reform ve demokrasi yada buna benzer kavramlarla hiç bir ilgisi olmadığını, terör, yıkım ve ölümden ibaret olduğunu idrak ettiğine dikkat çekti.

Ateşkes Mümkün Değil

İki taraf arasında ateşkesin olması için zamanın uygun olup olmadığına ilişkin soruya cevabında el-Esad; ateşkesin mümkün olmadığını belirtti.
El-Esad; ateşkesin ancak ve ancak iki devlet yada savaş halindeki iki ordu arasında olabileceğini devlet ve teröristler arasında olmasının mümkün olmadığını ifade etti.
Sözlerine devam eden el-Esad tüm dünyada ve anayasalarda devletin ana görevinin vatandaşlarının güvenliğini korumak olduğunu ifade etti.
Terör gruplarıyla ateşkesin devletin teröristleri tanıma ve halkını koruma görevinden vazgeçme anlamına geldiğini ifade eden el-Esad; dolayısıyla Suriye'nin bunu kabul etmesinin mümkünü olmadığını ekledi.

Kırmızı Çizgi Halka ve Orduya Karşı Silah Kullanmaktır

Suriye hükümetinin Cenevre II Konferansına katılmadaki kırmızı çizgisine ilişkin soruya cevabında el-Esad; bunun sivil halka ve orduya silahlı saldırı yada her hangi bir şekilde yabancı müdahaleye çağrı olduğunun altını çizdi.
El-Esad; bunların haricinde Suriyelilerin kendi aralarındaki diyalogda her şeyi masaya yatırabileceklerini belirtti.
Sözlerine devam eden el-Esad; Suriye halkının kendi siyasi sisteminin yanı sıra istisnasız kabul edeceği her şeyin kendisi açısından da kabul göreceğini ifade etti.

Bunu Belirlemek Sadece ve Sadece Suriye Halkına Düşer

ABD’nin kendisinin görevden çekilmesi ısrarına ilişkin soruya cevabında el-Esad; herhangi bir ülkede Cumhurbaşkanı yasa siyasi sistemin sadece ve sadece o ülkenin halkı tarafından belirlenebileceğinin altını çizdi.
El-Esad gerek dost yada düşman, hiç bir devletin Suriye'de Cumhurbaşkanını belirleme hakkına sahip olmadığına işaret ederek, Suriye'de bunu Suriye halkının seçim sandıkları aracılığıyla yapabileceğinin altını çizdi.

Adaylığım Suriye Halkının İsteğine Bağlıdır

2014 yılında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olup olmayacağına ilişkin soruya cevabında el-Esad; bunun tamamen Suriye halkını isteğine bağlı olduğunu belirtti.
Suriye halkının istemesi halinde aday olacağını, istememesi halinde de olmayacağını söyleyen el-Esad; seçimlere henüz 9 ay kadar bir sürenin olduğunu, adaylığının da Suriye halkının isteği doğrultusunda ancak seçimlerden 1-2 ay önce belli olacağını açıkladı.

Hiç Bir Devlet Halkının Desteği Olmadan Bu Mücadeleyi Gösteremezdi

Suriye halkının bu süreç içinde kendisinin aday olup olmadığını istemesi konusunda ise el-Esad; krizden 2.5 yıl sonra Suriye halkının devlet etrafında kenetlenmesiyle doğal olarak kendisini istediklerine dikkat çekti. El-Esad halkın bir kısmının da kendisinin adaylığını istediğini ekledi.
El-Esad; Suriye'nin bir çok dünya ülkesi ve körfez devleti tarafından büyük bir şekilde destek alan teröristlerle savaşmasıyla dolaylı olarak bu devletlere karşı da mücadele ettiğine dikkat çekerken, halkı tarafından destek almayan hiç bir devletin bu kadar uzun bir süre mücadele etmesinin kesinlikle mümkün olmadığını vurguladı.

Hiç Bir Devlet Suriye Halkının Etkisine Sahip Değildir

Suriye'nin geleceğinin Rusya ve Çin’in tutumlarına bağlı olduğu yönündeki söylemlere ilişkin soruya cevabında el-Esad; Rusya ve ABD’nin bu süreç içinde gerek olumlu gerekse olumsuz tüm ülkeleri etkilediklerine işaret etti.
El-Esad dünyadaki tüm ülkelerin bir birleriyle etkilendiklerini ifade ederken, fakat hiç bir devletin ne kadar küçük yada zayıf olursa olsun başka bir devletin halkının yerini almasının mümkün olmadığının altını çizdi.
Dolayısıyla hiç bir devletin Suriye halkının sahip olduğu etkiye sahip olmasının mümkün olmadığını belirten el-Esad; yinede krizin yaşandığı bu süreç içinde Rusya gibi olumlu, ABD ve müttefikleri gibi olumsuz etki yapan devletlerin bulunduğunu ekledi.

Anayasa Kapsamında Cumhurbaşkanının Görev ve Yetkileri Bellidir

Çin’in tutumuna ilişkin soruya cevabında el-Esad; Çin’in Rusya ile birlikte uluslararası güvenlik konseyinde gayet önemli bir ve olumlu bir tutum sergilediğini belirtti.
Askeri ve siyasi konularda son kararın kendisine ait olup olmadığına ilişkin soruya cevabında el-Esad; Suriye Arap Cumhuriyetinin anayasasının gayet belli ve açık olduğunu ifade etti.
Bu anayasa kapsamında Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerinin gayet net bir şekilde açıklandığını belirten el-Esad; anaysa çerçevesinde Cumhurbaşkanının ordu ve silahlı kuvvetler genel komutanı olduğunu, dış politikada da temel bir role sahip odluğunu belirtti.
El-Esad kendisinin de kriz öncesinde ve esnasında da bu görev ve yetkilerini tam bir şekilde yerine getirmekte olduğunun altını çizdi.
 
Ailem de Suriyeli Diğer Aileler Gibi Etkilendi

Kriz esnasında ailesinin nasıl etkilendiğine ilişkin soruya cevabına el-Esad; ailesinin de Suriyeli diğer herhangi bir aile gibi etkilendiğini söyledi.
Suriye'de bir yakınını yada sevdiğini kaybeden hiç bir ailenin kalmadığını ifade eden el-Esad; kendi ailesinin de bu ailelerden biri olduğunu ifade etti.
Bir diğer noktanın ise her Suriyeli ailenin güvenlik sorunu yaşadığını ifade eden el-Esad; teröristlerin öldürme, kaçırma ve saldırılarda hiç bir aileyi istisna tutmadığına işaret etti.

Birleşmiş Milletler, Milletler Cemiyetinin Durumunu Yaşıyor

Birleşmiş Milletler genel kurulu toplantılarına katılacak devletlere mesajı konusunda el-Esad; ikinci dünya savaşından önce Milletler Cemiyeti diye uluslararası bir örgütün var olduğunu, o zamanlarda büyük devletlerin misakına bağlı kalmamalarıyla bu örgütün çöktüğüne dikkat çekti.
Dünyada yaklaşık olarak 1990’lı yıllardan sonra benzer bir durumun yaşandığına işaret eden el-Esad; bunun da BM’nin Milletler Cemiyetinde olduğu gibi çöküşe doğru ilerlediği anlamına geldiğini ifade etti.

19 Eylül 2013 Perşembe

Tehditlere Boyun Eğmeyen Suriye, Anlaşmanın Tüm Bentlerine Bağlı Kalacaktır Eylül 19, 2013 Tam Menti

Cumhurbaşkanı Beşşar el-Esad Amerikan Fox News Şebekesiyle bulunduğu mülakatta; Suriye'nin, uluslar arası kimyasal silahları yasaklama anlaşmasına katılımını gerektiren tüm koşullara bağlılığını belirtti.

Amerikalı eski Senatör Dennis Kucinich ve Gazeteci Greg Palkot’un yaptıkları mülakatta el-Esad; Suriye'nin bu anlaşmaya Rusya'nın girişimiyle birlikte kendi gereksinim ve kanaatiyle katıldığını belirtirken, Suriye'nin hiçbir zaman boyun eğmediği ABD tehditleriyle hiç ilgisi olmadığını ifade etti.



El-Esad Rusya'nın, Suriye halkının kendisine duyduğu güvene büyük önem verdiğini ifade ederken, kendisinin de bu güveni aradığını söyledi.

Siyasi Çözüm Çabalarının Başarısı İçin Terörist Akışı ve Teröre Destek Kesilmelidir

İstikrarın sağlanması ve teröristlerin bertaraf edilmelerinden önce Suriye'deki krize çözüm amaçlı her hangi bir diplomatik çabanın vahimden ibaret olduğuna vurgu yapan el-Esad; dolayısıyla siyasi çözüm çabalarının başarılı olması için her şeyden önce teröristlerin akışıyla birlikte onlara sağlanan lojistik, maddi ve silah desteğinin kesilmesini gerektirdiğinin altını çizdi.
Suriye'nin uluslar arası kimyasal silahları yasaklama anlaşmasına katılımı konusuna ilişkin bir soruya cevabında el-Esad; Suriye'nin bir hafta önce anlamayı onayladığını ifade etti. El-Esad böylece Suriye'nin kimyasal silahların üretimi, depolanması, kullanılması ve dağıtılmasının yasaklanmasının yanı sıra mevcut kimyasal silahların yok edilmesini kabul ettiğini söyledi.
El-Esad Suriye'nin neden şimdi anlaşmaya katılmayı kabul ettiğine ilişkin soruya cevabında; Suriye'nin temelde anlaşmayı şimdi kabul etmediğini, 2003 yılında uluslar arası güvenlik konseyinde daimi olmayan üye iken BM’ye Ortadoğu'nun her türlü kitle imha silahlarından arındırılmasına ilişkin bir tasarı takdim ettiğine dikkat çekti. O süreç içinde tasarının ABD tarafından engellenip aksatıldığına dikkat çeken el-Esad; Suriye'nin her daim Ortadoğu'nun her tülü kitle imha silahlarından arınmış olması gereğine inandığını belirtti. El-Esad; bölgenin daima gerginlik, kaos ve savaş tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu, bunun için de bu gibi silahların büyük bir tehlike teşkil edeceğinin farkında olduğunu söyledi.

Suriye Hiçbir Zaman Kimyasal Silahlara Sahip Olup Olmadığını Belirtmedi

Daha önce Suriye'nin kimyasal silahlara sahip olmadığını söylediğinde Obama ve Kerry’nin kendisini bu konuda ‘yalancı’ olarak nitelendirdiklerini, en son Rusya 24 Kanalıyla röportajında Suriye'nin kimyasal silahlara sahip olduğunu itiraf ettiğine ilişkin bir soruya cevabında el-Esad; kendisinin hiçbir zaman Suriye'nin kimyasal silahlara sahip olduğu yada olmadığını belirtmediğinin altını çizdi. El-Esad Suriye'nin daha önce bu konunun askeri ve gizli bir devlet sırrı olduğunun altını çizdiğini, mevcut olup olmadığına ilişkin net bir açıklamanın hiçbir zaman yapılmadığına dikkat çekti.
Suriye'nin gerçekten kimyasal silahlara sahip olup olmadığına ilişkin soruya cevabında el-Esad; uluslar arası anlaşmaya katılmasıyla Suriye'nin bilfiil kimyasal silahlara sahip olduğunu açıkladığını, bu silahları yok etmek için de anlaşmayı onayladığını ifade etti.

Bana Güven Duyması Gereken Obama Değil, Suriye Halkıdır

Cumhurbaşkanı el-Esad; ‘Suriye'nin zaman kazanmak için anlaşmayı kabul ettiği’ yönündeki iddialara ilişkin soruya cevabında; imzalanan bir anlaşmayı hayata geçirmenin mekanizmaları ve süreçleri olduğuna dikkat çekti. Suriye'nin ve bu anlaşma çerçevesinde üstüne düşen sorumluluğu üstlendiğini ve belirlenen mekanizmalarla hayata geçirmeye hazır olduğunu söyleyen el-Esad Suriye'nin tarih boyunca imzaladığı her anlaşmaya tam bir sorumlulukla bağlı kaldığına dikkat çekti.
El-Esad Suriye'nin her daim her tarafla imzaladığı her anlaşma yada bulunduğu her taahhüde sadık kaldığını, tarihin de buna tanık olduğunu söyledi.
Anlaşmanın bilfiil hayata geçirilmesi konusunda ABD Başkanı Obama’nın kendisine güvenip güvenemeyeceğine ilişkin soruya cevabında el-Esad; “Her şeyden önce bana güvenmesi gerekenin Obama değil, Suriye halkı olması gerektiğine inanıyorum. Ayrıca uluslar arası anlaşmalar ve ilişkilerden söz edildiğinde bunun belirli temelleri, ilkeleri ve mekanizmaları vardır. Tüm bunlar da gerçekçi kriterlere dayanmalıdır..” şeklinde konuştu.
Meselenin kişisel bir mesele olmadığını söyleyen el-Esad; bu konuda güven için o ülkenin tarih boyunca anlaşmalara ve taahhütlere gösterdiği bağlılık ve üstlendiği sorumluluğun dikkate alınması gerektiğini ekledi.

Suriye, Onayladığı Anlaşmanın Tüm Koşullarını Yerine Getirecektir

Onayladığı anlaşma gereğince Suriye'nin kısa bir zaman cetveli içinde elindeki kimyasal silah tersanesine ilişkin bir liste takdim etmesi gereği konusunda el-Esad; Suriye'nin bu listeyi Uluslar arası Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütüne takdim edeceğini belirtti.
Suriye'nin kimyasal silah tersanesini uluslar arası gözlemcilere açıp açmayacağı konusunda el-Esad; Suriye'nin bu anlaşmaya cüzi değil de tam olarak katıldığına dikkat çekerken, dolayısıyla tüm koşullarını yerine getireceğini ifade etti.

Bu Konuda Karar Verecek Kurumlar ve Kanunlar Vardır

Amerikan halkının kendi gözleriyle görmeleri için Suriye'nin kimyasal silah tersanesinin bir kısmını Fox News kameralarına açıp açmayacağına ilişkin bir soruya cevabında el-Esad; Suriye'nin bu konuda karar verecek kurum ve kanunlarının mevcut olduğunu ifade derken, cumhurbaşkanının buna ilişkin tek başına karar verecek yetkisi olmadığını söyledi. El-Esad; mülakattan sonra ilgili kurumlara bu konuda bir talep takdim edilebileceğini ve araştırma tartışma ardından olumlu yada olumsuz cevap olacağını ekledi.

Oldukça Karmaşık Bir Mesele Olup Büyük Miktarda Para Gerekiyor

Suriye'nin kimyasal silah tersanesini kısa bir süre içinde yok etme olanağına ilişkin soruya cevabında el-Esad; bunun oldukça karmaşık bir mesele olup büyük miktarda para gerektirdiğine dikkat çekti.
El-Esad; uzmanların bunun için bir milyar dolar gerektiğini söylediklerine işaret ederken, bir yıla yakın bir süre alacağını da belirtiklerini ifade etti. El-Esad; kimyasal silahların yok edilmesinin zaman ve masraf açısından tam olarak belirlenmesinin uzmanlar tarafından araştırılması gerektiğini belirtti.

BM’de İlgili Örgütün İşbirliği ile Olmalı

Suriye'nin kimyasal silah tersanesini yok etmeyi ABD’nin istemesiyle bu tersanenin güvenli bir şekilde yok edilmesi için ABD’ye verilmesi konusunda el-Esad; kimyasal silahları yok etmenin yüklü bir para gerektirmesi ve çevreye zarar vermesi nedeniyle şayet ABD istiyorsa bu silahları güvenli bir şekilde Amerika’ya taşıma ve masrafını karşılamayı kabul etmesi halinde Birleşmiş Milletlerde (BM) ilgili örgütün işbirliği ile bunun olabileceğini belirtti.
Suriye'nin bu silahları belirli bir noktada teslim etmeye hazır olup olmadığı konusunda ise el-Esad; yok edilmesine karar verilmesiyle bunun nerde olacağının önemli olmadığını söyledi. El-Esad, yok edilmesi koşulu haricinde Suriye'nin bu tersaneyi herhangi bir yerde yok edilmesine ilişkin herhangi bir koşulu olmadığını ekledi.

Rusya Güven ve Misyonunu Kanıtladı

Suriye'nin kimyasal silah tersanesini yok etmesi ardından her hangi bir saldırıya maruz kalması durumunda Rusya ile herhangi bir anlaşmanın mevcut olup olmadığına ilişkin bir soruya cevabında el-Esad; Rusya'nın Suriye'deki kriz süresince izlediği siyasi tutumun yeteri kadar güven verdiğini belirtti.
El-Esad kriz boyunca Rusya'nın Suriye'yi siyasi olarak koruduğuna dikkat çekerken, dolayısıyla bu konuda güvenlik anlaşmasının olmasına gerek olmadığını söyledi. Durumun ordu ve savaşla ilgisi olmadığını birinci dereceden politikayla ilgili olduğuna işaret eden el-Esad; Rusların böyle bir anlaşma olmadan gerekli çabayı harcadıklarını ekledi.

Suriye Hiçbir Zaman Tehditlere Boyun Eğmedi

Suriye'nin kimyasal silah tersanesini yok etmek için her hangi bir koşulu olup olmadığı konusunda el-Esad; anlaşma koşulları haricinde bir koşulun olmadığını, ayrıntıların ise uzmanlar tarafından ele alınıp belirleneceğini belirtti.

Gerekli Zaman Örgüt Tarafından Belirlenecek

Askeri güç kullanılmasına ilişkin bir kararın alınması halinde Suriye'nin anlaşmaya bağlı kalıp kalmayacağı konusunda el-Esad; ortada bir yanlış anlaşılmanın mevcut olduğuna dikkat çekti.
El-Esad Suriye'nin, kimyasal silah tersanesini yok etmeyi kabul etmesiyle ABD’nin askeri saldırı tehditleriyle hiçbir ilgisi olmadığının altını çizdi. G20 zirvesi ve Rusya'nın girişimini takdim etmesinden önce kimsenin bu tersanenin sözünü etmediğine işaret eden el-Esad; ABD’nin Suriye'ye askeri saldırı gerekçesinde de bunu gerekçe olarak göstermediğini hatırlattı.
Sözlerine devam eden el-Esad; Suriye'nin hiçbir zaman tehditlere boyun eğmediğinin altını çizerken, kendi gereksinimleri ve kanaati doğrultusunda Rusya'nın girişimine olumlu cevap verdiğini vurguladı.
El-Esad güvenlik konseyinde yedinci bende başvurulup vurulmamasının büyük devletler arasındaki siyasi hareketlilikten ibaret olduğunu söyledi. Dolayısıyla bunun Suriye'nin anlaşmaya bağlılığında bir önem teşkil etmediğini ifade eden el-Esad; Suriye'nin anlaşmayı kanaatle imzalamasıyla farklı gerekçeleri olduğuna işaret etti.
Kimyasal tersanenin yok edilme süresi konusunda ise el-Esad bunun BM örgütüyle tartışılacağını, gerekli zamanın da örgüt tarafından belirleneceğini belirtti.
Cumhurbaşkanı el-Esad; Suriye'nin üstüne düşenin sadece kimyasal tersanesi hakkında gerekli bilgiyi vermek ve uluslar arası müfettişlerin girişine izin vermek olduğunu belirtirken, bunun da sorun olmadığını gerekmesi halinde derhal yapılabileceğini ekledi.
Kimyasal silahları yok etmenin oldukça karmaşık bir mesele olduğuna işaret eden el-Esad; bunun irade meselesi değil de teknik ve teçhizat mesele olduğunu ekledi.

Kanıt ve Ayrıntıların Tartışılması Gerekiyor

BM uzmanlar ekibinin Şam kırsalında kimyasal silahların kullanıldığı iddialarını araştırmaları ardından hazırladıkları rapor konusunda el-Esad; Suriye'nin rapora ilişkin henüz resmi bir şey teslim almadığını söyledi. Fakat raporda bilgilerin yer aldığını, daha önemli olanın kanıt olduğunu söyleyen el-Esad; BM uzmanlar ekibinde kanıtların olması gerektiğini ekledi.
BM uzmanlar ekibinin henüz Suriye'deki görevlerini tamamlamadıklarını ve tamamlamak için geri döneceklerini ifade eden el-Esad; o zaman onlarla kanıtların ve ayrıntıların tartışılacağını belirtti.
Sarin gazının kullanılmadığını kimsenin iddia etmediğine işaret eden el-Esad; Mart ayında Halep kırsalında kullanıldığına dair Suriye'nin elinde kanıtların mevcut olduğunu ifade etti. El-Esad bir yetkilinin ancak elindeki kanıtlarla konuşabileceğine dikkat çekti.
 
Belirleyecek Tek Kanıt Alınan Örneklerdir

Kimyasal silahların gerçekten kullanılmış olması halinde bunun çirkef bir durum olduğunun şüphesiz olduğunu belirten el-Esad; her şeye rağmen kimyasal silahların bilfiil kullanılıp kullanılmadığını belirleyebilecek tek şeyin alınan örneklerden elde edilecek kanıt olduğunu vurguladı.
El-Esad; medyada ve internet üzerinde kimyasal silahların kullanıldığı iddialarına ilişkin yayınlanan görüntülerin gerçekliğinden kimsenin emin olamadığına dikkat çekti. Sözlerine devam eden el-Esad; emin olunmayan görüntülere istinaden rapor hazırlamanın mantıklı olmadığını ekledi.
BM uzmanlar ekibinin raporlarını aldıkları kan ve başka örneklere istinaden hazırladıkları konusunda el-Esad; Suriye konusunda 2.5 yıldır yapılan dezenformasyon ve çarpıtmalara dikkat çekti.
 
Raporda Bunların Hiç Biri Geçmedi

BM uzmanları raporunda Şam kırsalında kimyasal silahın kim tarafından kullanıldığının direk olarak belirlenmediği fakat dolaylı olarak Suriye hükümetine işaret edildiği, kullanılan kimyasal madde miktarının ‘isyancıların’ elinde olmasının mümkün olmadığı, ‘isyancıların’ füzenin fırlatıldığı silaha da sahip olmadıkları, füzenin Cumhuriyet Muhafızlarının karargahı olan Kasiyun Dağından çıktığının tespit edildiğinin kaydedildiği konusunda el-Esad; “Hayır, raporda Cumhuriyet Muhafızları yada buna benzer bir şeyden söz edilmedi..” şeklinde cevap verdi.
Sözlerine devam eden el-Esad; sarin gazının ‘mutfak gazı’ olarak adlandırıldığına ve her isyancının bunu üretebileceğine dikkat çekti. El-Esad aynı zamanda ‘isyancıların’ hükümetler tarafından da desteklendiklerine vurgu yaparak, bu gaza sahip olan hükümetlerin de onlara temin edebileceğini söyledi.

Terör Gruplarının Sarin Gazı Kullandıklarına İlişkin Kanıtlar Var

Uzmanların daha önce bu hacimde bir durumla karşılaşmadıklarına ilişkin açıklamaları konusunda el-Esad; mantıksal olarak Suriye ordusunun kendi askerleri yakınında hiçbir kitle imha silahı kullanmasının mümkün olmadığını belirtti. El-Esad aynı zamanda Suriye ordusunun geri çekilme ya da hezimetle karşı karşıya olmadığını, tam aksine terör gruplarına karşı başarı ve ilerleme kaydettiğine dikkat çekerken, böyle bir durumda kimyasal kullanmasının hiçbir gerekçesi ya da mantığı olmadığına vurgu yaptı.
El-Esad Suriye'nin bir yıl öncesinde daha kötü durumlara tanık olmasına rağmen bu tür silahlar kullanmadığını, dolayısıyla şimdi daha iyi bir durumda olmasıyla kimyasal kullanmasının mümkün olmadığını söyledi.
Tüm bunların haricinde kimyasal silahların ancak ve ancak uzman birlikler tarafından kullanılabileceğine dikkat çekerken, dolayısıyla bu konuda söylenenlerin mantık ve gerekten tamamen uzak olduğunu ifade etti.
Sözlerine devam eden el-Esad; terör grupların sarin gazı kullandıklarına ilişkin Suriye hükümetinin elinde kesin kanıtların mevcut olduğunu belirterek, bu kanıtların Rusya'ya verildiğini ekledi.
Kimyasal başlıklı füzenin Kasiyun Dağından fırlatıldığı iddiaları konusunda ise el-Esad; bu iddiaların ilk çıktığı 21 Ağustos tarihinde Rus uyduların farklı bir bölgeden fırlatılan bir füzeyi gözlemlediğine dikkat çekerek neden bunun dikkate alınmak istenmediğini sorguladı.
El-Esad dolayısıyla tüm bu rivayetin mantıktan uzak olup çelişkilerle dolu olduğunu belirtti.
Her şeye rağmen ve lafın kısasıyla Suriye ordusunun Şam kırsalı Doğu Ğuta Bölgesinde kesinlikle kimyasal silah kullanmadığını vurgulayan el-Esad, böyle bir durumda kendi askerleriyle birlikte Şam’da on binlerce vatandaşına zarar vermiş olacağını söyledi.

BM Uzmanlarının Gelmelerini ve Tam Yetkiye Sahip Olmalarını Suriye'nin Kendisi Talep Etti

Muhtelif bölgelerde kimyasal silahların kullanıldığı iddialarının netleştirilmesi için Suriye'nin BM uzmanlarının tekrar girmelerine ve görevlerini tamamlamalarına izin verip vermeyeceğine ilişkin soruya cevabında el-Esad; ilk başta BM uzmanlarının gelmelerini Suriye'nin talep ettiğini, görevlerini tamamlamaları için de geri dönmelerini istediğini belirtti.
El-Esad Suriye'nin BM uzmanlarından araştırılması gereken tüm bölgelerde görevlerini tamamlamalarını talep ettiğini, fakat ABD’nin görevlerini tamamlamadan önce Suriye'den çıkmalarına baskı yaptığını belirtti.
Sözlerine devam eden el-Esad; Suriye'nin BM uzmanlarının gelmelerini talep ettiğinde bu uzmanların sarin gazı ve kimyasal silahların kullanılmasını araştırmada tam yetkiye sahip olmaları ve her şeyi tam olarak araştırıp netleştirmelerini, kim tarafından ve nasıl kullanıldığını belirlemelerini istediğinin altını çizdi.
Fakat ABD’nin uzmanlar görevinin sadece kimyasal silahların kullanılıp kullanılmadığını belirlemekle sınırlı kalması için dayatmalarda bulunduğuna dikkat çeken el-Esad; çünkü ABD idaresinin uzmanların kimyasal silahların terör grupları tarafından kullanıldığı sonucuna varacaklarını bildiğine vurgu yaptı.

Laik Devletin Durumu Tehlikededir

Suriye'nin laik bir devlet olarak durumunun bu çatışma içinde tehlikeye maruz kalıp kalmadığına ilişkin soruya cevabında el-Esad; doğal olarak tüm bu radikallik, terör ve şiddetin tüm toplumu daha çok kapanma ve ideolojik fanatiklik tehlikesiyle karşı karşıya koyduğunu belirtti. El-Esad radikal teröristlerin de yapmaya çalıştıkları şeyin bu olduğuna dikkat çekti.
Laik devletin, vatandaşlarla teamülde din, ırk ve cinsiyetin dikkate alınmaması anlamına geldiğini, devlet işlerini din ve ırktan uzak bir şekilde yürütmek olduğunu belirten el-Esad; Suriye'nin muhtelif kültürlerin karışımından ibaret olduğuna dikkat çekti.
El-Esad dolayısıyla laik bir toplumu yansıtan laik bir devletin olmaması halinde Suriye'nin parçalanma tehlikesiyle karşı karşıya kalacağını ifade etti.

Halk Savaşı Olduğu kanaatinde Değilim

Suriye'de halk savaşının olup olmadığı yönündeki düşüncesine ilişkin soruya el-Esad; “hayır; halk savaşı toplum içinde ve yurtiçinde başlar..” cevabı verdi.
Sözlerine devam eden el-Esad; Halk savaşının net coğrafi, sosyal ve mezhepsel çizgilere gereksinim duyduğuna dikkat çekerken, tüm bunların Suriye'de mevcut olmadığını vurguladı. El-Esad Suriye'de muhtelif mezheplerin yaşadığı bölgelerde güven ve istikrarın mevcut olduğuna, sadece bir mezhebin yaşadığı bölgelerde de gerginliğin mevcut olduğuna işaret etti.
Suriye'de 83’e yakın cinsiyetin savaştığına ve silahlıların bir çok devlet tarafından desteklendiğine dikkat çeken el-Esad; Suriye'nin tanık olduğu yeni tür bu savaşı halk savaşı olarak nitelendirmenin mantıklı olmadığını belirtti.

İsyancıların Yüzde 80-90’nı Kaide Yada Ona Bağlı Örgütlere Tabiler

Suriye'de silahlı gruplar saflarında savaşanlar arasında radikalcilerin sayısıyla ilgili çıkan medya raporlarına ilişkin soruya cevabında el-Esad; radikallerin sayısına ilişkin kimsenin elinde dakik bilgilerin olmadığını söyledi. Sözde cihat adına çok sayıda radikalin komşu ülkelere gelip oradan da Suriye'ye geçtiklerine işaret eden el-Esad; kesin sayı vermenin mümkün olmadığını ekledi.
Her şeye rağmen Suriye'de on binlerce cihatçının mevcut olduğunun bilindiğini kaydeden el-Esad; Kaide terör örgütü yada ona tabi bir örgüte bağlı olan bu sözde cihatçıların, Suriye'deki silahlı grupların da yüzde 80 ila 90’nını oluşturduklarını söylemenin mümkün olduğunu ifade etti.
Suriye'de tüm silahlıların cihatçı olup olmadıkları konusunda ise el-Esad; olayların başladığı ilk süre içinde cihatçı sayısının az olduğunu fakat 2012 yılı sonları ve 2013 yılında cihatçıların silahlılar arasında çoğunluk olduklarını söyledi. El-Esad bunun da nedeninin muhtelif bölgelerden Suriye'ye akın eden cihatçılar olduğuna dikkat çekti.
El-Esad Suriye'deki silahlıların tamamının cihatçı olmadıklarına işaret ederek, cihatçı olmayanların sayısının az oluğunu söyledi.
Dünyanın Her Yerinden Bağış Yapılıyor

Suriye'deki sözde cihatçıların nereden finans aldıklarına ilişkin soruya cevabında el-Esad; İslam aleminin her yerinden onlara bağış yapıldığını söyledi. El-Esad fakat bu bağışların devlet yetkilileri değil de Kaide Örgütünden şahısların bağlantılarıyla yapıldığını açıkladı.
Sözlerine devam eden el-Esad; bu cihatçıları direk destekleyen devletlerin olup olmadığı hakkında kesin bilgilerin olmadığını ekledi.

Ölen Suriyelilerin Geneli Bombalı Eylemler ve Terör Saldırıları Sonucunda Öldü

Suriye'deki olaylar süresince yaşamını yitiren Suriyelilerin sayısı konusunda ise el-Esad; on binlerce Suriyelinin öldüğünü belirtti. El-Esad; bunların genelinin terör saldırıları, bombalı eylemler ve suikastlar neticesinde öldüklerini açıkladı.
Cumhurbaşkanı el-Esad; ölen askerlerin sayısının ise 15 binden fazla olduğunu belirtti.
Ölen isyancıların sayısına ilişkin soruya cevabında el-Esad, bunları sayma olanağının olmamasıyla rakam vermenin mümkün olmadığını söyledi.

Kendi Halkını Öldüren Bir Hükümet Bunca Süre Direnemez

Olaylarda çok sayıda masum sivillerin öldüğü ve raporlara göre bunları öldürenin hükümet güçleri olduğuna ilişkin raporlar konusunda el-Esad; bu iddiaların aslı gerçeği olmadığını, masum sivillerin büyük çoğunluğunun teröristler tarafından öldürüldüklerinin altını çizdi.
Sözlerine devam eden el-Esad; mantıklı ve bilinçli hiçbir hükümetin kendi halkını öldürmesinin mümkün olmadığını belirtti. Kendi halkını gerçekten öldüren bir hükümetin bunca süre ayakta kalmasının kesinlikle mümkün olmadığının altını çizen el-Esad; “Batının geneline ilaveten bir çok bölge ülkesinin sana karşı olmasıyla kendi halkını öldürüyorsan kesinlikle ayakta duramasın. Bu tamamen mantık dışıdır..” şeklinde konuştu.
Teröristlerin Vatandaşları Öldürmeleri ve Kafalarını Kesmelerine İzin vermek Mümkün Değildir

Hükümet güçlerinin bir çok köyde vatandaşları öldürdüğüne ilişkin soruya cevabında el-Esad; gerçekte bunun doğru olmadığını belirtti.
El-Esad; teröristlerin köylere, kasabalara ve kentlere geçerek vatandaşları öldürdüklerini, bunun üzerine ordunun bu bölgelere girerek teröristleri bertaraf etmek zorunda kaldığını ifade etti. Ordunun sivilleri savunup koruduğunu belirten el-Esad, bunun tersinin kesinlikle doğru olmadığını söyledi.
Teröristlerin bu bölgelere girmelerine, vatandaşları öldürmelerine, kafalarını kesip kalplerini yemelerine izin vermenin kesinlikle mümkün olmadığına dikkat çeken el-Esad; halkı savunmaya giden ordunun asılsız iddialarla vatandaşları öldürmekle suçlandığını açıkladı.
El-Esad; buna en büyük kanıtın vatandaşların, teröristlerin geçtikleri bölgelerden kaçmaları ve ordunun o bölgeleri kontrolüne almasıyla bölge halkının gönül rahatlığıyla evlerine dönmeleri olduğuna dikkat çekti. Sözlerine devam eden el-Esad; sonuç itibarıyla temiz, ince yada iyi savaş olmamasıyla her savaşta mutlaka kurbanların olduğuna işaret etti.
Muhalefet İnsanları Öldürmek Yada Altyapıyı Sabote Etmek Değildir

Suriye muhalefetinin cihatçılar konusunda hükümet kadar yada daha çok endişeli olmasıyla bu muhalefetle uzlaşma olanağına ilişkin soruya cevabında el-Esad; muhalefet ile teröristler arasında fark gözetmenin önemine dikkat çekti.
Muhalefetin siyasi bir kavram olduğuna işaret eden el-Esad; muhaliflerin kendilerine has siyasi bir programları, vizyonları, temelleri ve düşünceleri olduğunu belirtti. El-Esad; yönetim yada başka herhangi bir şeye karşı tutumunu siyasetle dile getirip istediğini değiştirmenin mümkün olduğuna işaret etti.
Sözlerine devam eden el-Esad; fakat muhalefetin silah taşıma, insanları ve masumları öldürme anlamına gelmediğine vurgu yaptı. El-Esad; okulları, hizmet kurumlarını ve altyapıyı sabote etmenin muhalefet olmadığını belirtti.
Terörün Bertaraf Edilip İstikrar Sağlanmadan Siyasi Çözüm Çabaları Vahimdir

Suriye'de barışın sağlanması yönünde güveni yapılandırma amacıyla atılması mümkün diplomatik hareketlere ilişkin soruya cevabında el-Esad; terörün bertaraf edilip istikrarı sağlamadan herhangi bir diplomatik hareketin vahimden ibaret olacağını belirtti.
Herhangi bir diplomatik yada siyasi çözüm çabasının mutlaka teröristlerin akışına ve onlara her türlü desteğe son vermekle başlaması gereğinin altını çizen el-Esad; ardından da tüm Suriyelilerin diyaloga oturup Suriye'nin geleceğini tartışmalarına ilişkin bir planın mevcut olduğunu açıkladı.
Cumhurbaşkanı el-Esad; diyalog ve görüşmelerin Suriye'nin tüm muhalefetiyle yapılacağını belirtirken, fakat bununun teröristlerin de dâhil olduğu anlamına gelmediğinin altını çizdi.
Suriye'nin bu yılın başlarında tüm muhalefetle diyaloga oturma ve Suriye'nin geleceğini belirlemeye hazır olduğunu ilan ettiğine işaret eden el-Esad; ulusalcı yurtiçi ve yurtdışı muhaliflerin dahil olduğunu ekledi.

Muhalefet Suç Değildir

Hükümete karşı gelenlere ilişkin genel af ilan etmeye haır olup olmadığına ilişkin soruya cevabında el-Esad; muhalefetin suç olmadığına dikkat çekti. Kanunları ihlal etmeyenlerin istedikleri zaman yurda gelebileceklerini belitten el-Esad; yurtiçinde çok sayıda muhalifin mevcut olduğuna ve kimsenin onlara dokunmadığına işaret etti.
Barışın sağlanması yönünde genel affın gerekliği konusunda ise el-Esad; genel affın kimleri kapsayacağına bağlı olduğunu belirtti.
El-Esad; ellerini Suriyelilerin kanlarına bulayanlara ilişkin genel affın ulusal uzlaşmanın bir parçası olabileceğini söyledi.
Ölenlerin ailelerine tazminat konusunda ise el-Esad; kanunlar doğrultusunda bu gibi ayrıntıların cumhurbaşkanın belirleyeceği bir konu olmadığını söyledi. El-Esad; bunun tüm siyasi partileri ve grupları kapsayacak toplantıda belirlenebileceğini ekledi.

Tehcir Edilenlerin Büyük Çoğunluğu Terör Eylemleri Nedeniyle Evlerini Terk Etti

Barışa doğru hareket edilmesiyle tehcir edilenlere mesajına ilişkin soruya Cumhurbaşkanı el-Esad; şüphesiz tüm vatandaşların evlerine ve diyarlarına dönmelerinin temenni edildiğini belirtti.
Bu vatandaşların büyük çoğunluğunun terör eylemleri neticesinde tehcir edildiklerini belirten el-Esad; dolayısıyla onları terörden kurtarmanın gereğine dikkat çekti.

Obama ile Sohbete İlgim Yoktur

ABD başkanı Obama ile konuşup konuşmadığına ilişkin soruya cevabında el-Esad; “hayır; Obama ile hiç konuşmadım..” dedi.
Obama ile konuşmayı isteyip itemediğine ilişkin soruya cevabında ise el-Esad; “bu tamamen konuşmanın içeriğine bağlıdır. Obama ile sohbete merakım yoktur..” şeklinde konuştu.
Obama’ya göndermek istediği mesaj konusunda da el-Esad; “halkını dinle ve halkının doğru hisleriyle yürü.. bu yeterlidir..” dedi.
Vatikan Papası Francis’in yaptığı çağrının tüm hükümetler gibi Suriye hükümeti içinde geçerli olup olmadığına ilişkin soruya cevabında el-Esad; papanın askeri çabalardan uzaklaşıp barışa çağrısının Suriye hükümeti için de geçerli olduğunu söyledi.
El-Esad; Suriye hükümetinin herkesi silahını bırakmaya davet ettiğini ve silahını bırakıp normal yaşamına dönmek isteyenlere genel af ilan ettiğine dikkat çekti.

Hiç Kimse Ölüm, Yıkım ve Radikallik Yayan Teröristler Karşısında Sessiz Kalamaz

Cumhurbaşkanlığı görevinde doktor olarak yemin ettiği Hipokrat yemininden cayıp caymadığına ilişkin soruya cevabında el-Esad; doktorların hastalarının yaşamını korumak için doğru kararı alma yemini ettiklerini, fakat her zaman hasta vücuduna zarar vermediklerini söylemenin yerinde olmadığına işaret etti.
Sözlerine devam eden el-Esad; doktorların bazı durumlarda hastanın yaşamını korumak için kötü olan bir organını kesmek sorunda kaldıklarına işaret ederek, bunu yapan doktorun kötü olduğu iddiasında bulunmanın kesinlikle mantık dışı olduğunu belirtti.
Bu örneğin daha geniş bir şekliyle politikacılar için geçerli olduğunu ifade eden el-Esad; politikacıların karar almaları sırasında benzer bir durumla halkın çıkarlarına öncelik vermeleri, bu çıkarları zedeleyenlerin bertaraf edilmeleri önemine vurgu yaptı.
Kimsenin şiddeti tercih etmediğini belirten el-Esad; Suriye hükümeti ve ordusunun her yerden gelip Suriye halkını öldüren ve tekfirci karanlık düşüncelerini yaymaya çalışan, egemenliği ihlal eden dış ajandaları dayatmaya çalışan teröristler karşısında sessiz kalmasının mümkün olmadığının altını çizdi.
Sözlerine devam eden el-Esad; ordu ve polisin halkı korumada anayasa kapsamında üstlerine düşen sorumluluk ve duyarlılığı üstlenmelerinin kaçınılmaz olduğunu, bu durumda halkı öldürdüklerini söylemenin de hiçbir mantığa sığmadığını ifade etti.
Cumhurbaşkanı el-Esad ABD’nin 1990’lı yıllarda Los Angeles’te isyancılara karşı yine orduyu sokağa indirdiğini hatırlattı.

Reform Pek Çok Unsurdan Etkilenen Toplumsal Bir Süreçtir

Cumhurbaşkanı el-Esad, Suriyelilerin umudu olduğunu belirterek kendisine diktatör ya da reformcu denilmesinin önem taşımadığını, bugün Suriye karşıtı bir propaganda yürütüldüğünü belirterek körfez ülkelerindeki müttefikleri için aynı şeyin söylenmediğini ve oradaki diktatörlerden söz edilmediğine dikkat çekti.
Cumhurbaşkanı, reformun ülkedeki belirli bir şahsın sorumluluğu olmadığını, cumhurbaşkanı ya da hükümetin reforma öncülük edebileceğini belirterek reformun dış unsurlar dâhil çeşitli durumlardan etkilenen toplumsal bir süreç olduğunu, savaş ya da istikrarın ve ekonomik koşulların, dışarıdan dayatılan ideolojilerin reformların uygulanmasında etkisi olduğunu ifade etti.
Gelenekleri yansıtan bir demokrasiye sahip olmak gerektiğine işaret eden el-Esad, demokrasinin bir hedef değil refahı sağlayan bir araç olduğunu, ötekiler tarafından kabul edilmesi gerektiğini söyledi.
El-Esad, “kapalı ideolojilere, ötekiyi ve diğer kültürleri kabul etmeyi engelleyen yasaklara sahip olduğun zaman başkanın yaptığı bir yana geri adım atmak zorunda kalırsın. Ne anayasa ne kanunlar ne de bir başka süreç bu tür bir toplumda gerçek demokrasiyi sağlayamaz. Gerçek demokrasiyi sadece toplum üretip ondan söz edebilir. Bu bir kültür meselesidir. Dolayısıyla ben hala reformcuyum ve aynı değerlere inanıyorum. Geçmiş yıllara dönersek karmaşık olayların yaşandığını görürüz. Sadece Suriye değil tüm bölgede demokrasiye yol açan nedenlerden biri de budur” dedi.
Reform ve demokrasi talebinde bulunan halka baskı ve işkence uyguladığı yönündeki iddialara yanıt veren el-Esad, başından itibaren halkın haklı talepleri olduğunu kabul ettiğini, bu talepte bulunan insanlara karşı güç kullanmak isteseydi anayasayı ve talep etmedikleri pek çok kanunu değiştirme gibi bir adım atmasının anlamsız olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı el-Esad, sorunun demokrasiyle ilgili olmadığını anladıklar için tüm bu adımları attıklarını kaydederek “demokrasi talepleri olsaydı bazı göstericiler nasıl öldürüldü? İnsanların bir kısmı reform ve demokrasi talebinde bulunmak için gösteri yaptı. Fakat diğerleri çatışmasının ilk haftasında asker ve polisleri öldürdü. Demokratik taleplerin öldürme ve suikastla alakası nedir? Bu nedenle demokratik talebi olan insanlarla teröristleri birbirinden ayırmak gerekiyor” diye konuştu.
Ülkedeki siyasi rejimin şekli, anayasa ve kanunları başkanın değil halkın belirleyeceğine işaret ederek insanların yeni bir rejim istemelerinin demokrasi olduğunu, Suriye’nin demokrasi sürecinde ilerlemeye devam ettiğini bildirdi.
Cumhurbaşkanı, halkı baskı altında tutmak ve emri vaki bir durum yaratmak için teröristlerin ülkeye girişine ortam yarattığı iddialarını reddederek yabancı teröristler ülkeye girmeden önce 2011 yılında çatışmaların başlamasından 6 ay önce değişiklikleri yapacaklarını söylediklerini, çatışmanın başından itibaren anayasayı değiştirme çalışmalarına başladıklarını, 2012 yılında da referandum yaptıklarını ifade etti.
Halkı karşısında olan bir başkanın hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini, sadece başkan olmak için başkan olarak kalmanın imkânsız olduğunu vurguladı.
Ordunun kentleri bombalayıp yıktığı teröristlerle halk arasında ayırım yapmaksızın herkesi öldürdüğü iddialarına yanıt veren Cumhurbaşkanı, teröristlerin girdiği ya da saldırdığı bölgelerde beşeri kalkan olarak kullanılmamaları halinde sivillerin evlerini ve bölgelerini terk etmek zorunda kaldıklarını, bu nedenle çok sayıda mülteci bulunduğunu, dolayısıyla Suriye ordusunun hiçbir sivilin bulunmadığı bölgelere saldırdığını, çoğunlukla teröristlerle bir arada yaşayan siviller bulunmadığını söyledi.
Olaylarda 110 bin insanın öldüğüne ilişkin iddialar konusunda ise el-Esad, belirli bir rakam söylemediğini, on binlerce insanın öldüğü ve binlercesinin kaybolduğunu belirttiğini, bunların ölü olup olmadıklarının bilinmediğini ifade ederek “bir istatistik varmış gibi rakamlardan söz ediliyor. Oysa bu insanların aileleri ve acıları var. Bu bir insanlık dramıdır. Olayın rakamlarla alakası yok. Ailem dâhil değerli bir yakınını kaybeden her Suriyeli aileyi ilgilendiriyor. Dostlarımızı, yakınlarımızı kaybettik ve bu nedenle terörle mücadele ediyoruz.
Teröristlerin devam etmesine izin verirsek bu rakam yüz binleri değil milyonları bulacak” diye belirtti. Suriye’deki muhalifler arasındaki Kaide’ye bağlı teröristlerin oranının ise net olarak bilinmediğini, yüzde 80 ila 90 arasında değiştiğini belirten el-Esad, teröristlerin Suriye’ye düzensiz şekilde akın edip girdiklerini bu nedenle net oranı söylemenin zor olduğunu dile getirdi.
El-Esad, Suriye’de hiç kimsenin Kaide’ye bağlı teröristlerin oranının yüzde 50 olduğunu söylemediğine dikkat çekerek bu iddiaların dışarıda dillendirildiğine, fakat sonuçta bu savaşın Suriyelilerin savaşı olduğunu ve oranlarını daha iyi bileceklerinin altını çizdi.
Muhalefetin dışarıda oluşturulduğunun bir gerçek olduğunu vurgulayan el-Esad, dış muhalefetin Suriye’de hiçbir halk tabanı olmadığını, içeride ise halk tabanı olan bir muhalefet bulunduğunu bildirdi.
El-Esad, “herkes dışarıdaki muhalefetin ABD, İngiltere, Fransa, Katar ve Suudi Arabistan’a bağlı olduğunu biliyor. Gerçek muhalefet ise Suriye halkına bağlı dolayısıyla Suriye halkına bağlı olmayan bir muhalefet başka bir ülke tarafından oluşturulmuştur” dedi.
Cumhurbaşkanı el-Esad, Suriye’deki ölü sayısı ve kayıpların azımsanamayacağını fakat bunun nedenleri ve kimler tarafından öldürüldüklerini bilmek gerektiğini söyleyerek bu insanların hükümet değil teröristler tarafından öldürüldüğünün altını çizdi.
Vatanı ve ülkeyi savunduklarına vurgu yapan el-Esad, bunu yapmazlarsa ölü sayısının katlanacağına dikkat çekti.
Cumhurbaşkanı el-Esad, kimyasal silah davasıyla Suriye’deki çatışma arasında doğrudan bir bağlantı bulunmadığını, dolayısıyla siyasi çözüm yönünde ilerleme sağlanabileceğini ve bunun kimyasal silah anlaşmasıyla alakalı olmadığını ifade ederek çözümün büyük oranda Suriye’deki teröristleri destekleyen ülkelere bağlı olduğuna vurgu yaptı.

Cenevre Konferansının Özü Halkın İradesine Dayanmalı

Suriye’nin başından itibaren Cenevre sürecini desteklediğini hatırlatan el-Esad, engelleri Suriye, Çin ya da Rusya’nın değil ABD’nin koyduğunu, çünkü dışarıda gerçek muhalefetin bulunmadığını bildiğini ve bunun temel sorunu oluşturduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı, Cenevre konferansının özünün halkın iradesin dayanması gerektiğine dikkat çekerek Cenevre’de anlaşmaya varılacak her konunun Suriye halkının onayına sunulacağını bildirdi.
Halk tabanı bulunmadığı taktirde Suriye halkını seninle birlikte hareket etme konusunda ikna etmenin zor olacağını söyleyen el-Esad, bunun ABD ve ona bağlı kuklaların temel sorununu teşkil ettiğine dikkat çekti.

Suriye ve Rusya Arasında Karşılıklı Saygı Var

Cumhurbaşkanlığı mevkiinde bulunması ya da bulunmamasını Suriye halkının seçim sandığında belirleyeceğini ifade eden el-Esad, dost, düşman ya da herhangi bir şahsın bu konuda söz hakkı bulunmadığının altını çizdi.
Cumhurbaşkanı el-Esad, Rusya’nın Suriye’nin içişlerine müdahale etmediğini, iki ülke arasında karşılıklı saygı bulunduğunu belirterek Rusların bu tür ayrıntılara girmediklerini, sadece ABD, Avrupa’daki müttefikleri ve Arap âlemindeki kuklalarının bundan söz ettiklerine ve egemen bir ülkenin içişlerine karıştıklarına dikkat çekti.
Bu atmosferde seçim yapılıp yapılamayacağı konusunda ise el-Esad, seçim zamanı yaklaştığında insanların ruh hali, iradesi ve isteklerinin sınanabileceğini, başkanlığa aday olup olmayacağına buna göre karar verebileceğini belirterek atmosferin olumsuz olduğunu görmesi durumunda adaylığını koymayabileceğini söyledi.
El-Esad, “bunu konuşmak için zaman erken. Çünkü her gün yeni bir gelişme oluyor. Kararımı seçimlerden önce verebilirim” dedi.
Kimyasal silahların kullanılması ve dünyaya yayılmasını önlemenin ABD ile Suriye arasında ilişkileri yeniden düzenlene yönünde fırsat oluşturup oluşturmadığı konusunda Cumhurbaşkanı, bunun herhangi bir yönetimin ve dolayısıyla Amerikan yönetimin samimiyetine bağlı olduğunu ifade etti.
ABD’ye ve Amerikan halkına düşman olarak bakmadıklarını, süper güç olması itibariyle ABD başta olmak üzere dünyanın herhangi bir ülkesiyle iyi ilişkiler kurmaya çalıştıklarını belirten el-Esad, fakat bu ABD’nin çizeceği yolda ilerlemek anlamına gelmediğini vurguladı.
“Bizim çıkarlarımız, uygarlığımız ve irademiz var. Bunu kabul edip saygı göstermeleri lazım” diye konuşan el-Esad, karşılıklı saygı bulunursa sorun olmayacağının altını çizdi.
Bugünkü anayasanın halka fazlasıyla özgürlük tanıdığına işaret eden el-Esad, “fakat özgürlüklerin niteliği de önem taşıyor. Suriye partileri bunu masada tartışmalı. Bu benim anayasam, bakış açım ya da projem değil. Ulusal bir proje olmalıdır. Suriyelilerin belirleyeceği her şeyi kabul etmem gerekir “dedi.
El-Esad, Suriye anayasasının özgür seçimlerin düzenlenmesini öngördüğünü, 2014 yılının Mayıs ayında seçimlerin düzenleneceğini bildirerek Suriye’deki her vatandaşın Cumhurbaşkanı olabileceğine vurgu yaptı. Cumhurbaşkanı, “Suriye halkı geçiş, doğal ya da kalıcı aşamada olmamı istemiyorsa bu barışçıl yollarla gerçekleşecektir. Halkın istemediği hiçbir şey barışçıl olamaz “ diye konuştu.
Beş yıl sonra Suriye’nin nasıl olacağı konusunda ise Cumhurbaşkanı el-Esad, kısa vadede meydan okumanın teröristlerden kurtulmak olacağını söyleyerek bunların sahip olduğu ideolojinin daha çok önem taşıdığını, dünyanın dört bir yanından gelen teröristlerin gençlerin zihinleri ve yüreklerinde pek çok yan etki bıraktıklarına dikkat çekti.
El-Esad, “birinin kafasını kesmeye çalışan bir çocuktan ne beklenebilir? Televizyon ekranları ve internet sitelerinde kafa kesenleri ve insan eti yiyenleri seyreden çocuklardan ne beklenebilir? Bunlar toplum üzerinde olumsuz ve psikolojik etkiler yaratmıştır. Bu nedenle Suriye’nin her zaman olduğu gibi olması için yeni nesli rehabilite etmemiz ve açık olmasını sağlamamız gerekiyor. Ben belirli yerel odaklardan söz ediyorum. Bu odaklar bırakılması halinde yaygınlaşıp tüm ülkeye yayılabilir” dedi.
Yıkılan alt yapının yeniden onarılması ve ekonominin yapılandırılması gerektiğine işaret eden el-Esad, Suriye halkına uygun bir siyasi rejim ve ekonomi kurmak gerektiğini kaydetti.
Suriye halkının çoğunluğunun terörün demek olduğunu anladığını, Suriye’nin bu olaylar yaşanmadan önce dünyanın en güvenli ülkesi olarak dördüncü sırada yer aldığını bildiren el-Esad, terör ve radikal dinciliğe maruz kalan insanların hükümeti desteklediklerini ve arkasında olduklarını vurguladı.
“Benim arkamda olmaları ya da olmamaları önemli değil. Önemli olan halkın çoğunluğunun devlet kurumlarının arkasında olmasıdır. Ülkenin yüzde 60 ya da 70’nin ve halkın yüzde 40’nın yönetimin kontrolü dışında olduğu iddiası doğru değil. Polis ve ordunun ülkenin her yanında bulunamadığı doğrudur. Bu savaş iki devlet ya da iki ordu arasında değil ki belirli bir toprağı kontrolüm atına aldım yada kurtardım diyebilesin, Sorun ülkeye teröristlerin sızmasında yatıyor” diye ekledi.
El-Esad, teröristlerin sahip olduğu ideolojilerin yönetimin ya da onların kontrolü altında tuttuğu bölgelerden daha fazla önem taşıdığına dikkat çekerek bu yabancı teröristlerin bir gün ülkelerine dönecekleri fakat ideolojilerinin Suriye ve komşu ülkeler açısında endişe kaynağı oluşturmaya devam edeceği konusunda uyardı.
El-Esad, bu ideolojinin ABD dâhil tüm dünya ülkelerini endişelendirmesi gerektiğine de dikkat çekti.

18 Eylül 2013 Çarşamba

Hava Sahamız İhlâl Edildi" mi Dediniz?

Ankara'nın "yeni angajman kuralları", teröristlerin Suriye sınırını saldırılarında rahat kullanması için uydurulmuş bir örtbas olduğunu, aynı şekilde Suriye sınırlarımızı teröristlere açmayı "mültecilere insani yardım" bahanesiyle örtbas edilmesini herkes görebilmelidir. 

 Saldırgan olan ve savaş açmak isteyen taraf, batı önderliğinde ABD ve AKP hükümetiyken, Suriye niçin saldırgan tarafın eline koz vermek istesin? (Savaş istese helikopterini düşürterek değil füze göndererek savaş ilan eder ve tabi kimyasal silah sözleşmesine imza atmaz.) Hem Helikopterin Türkiye tarafına kasıtlı geçmesi çok mantıksız çünkü içeride arayacağı hiçbir şey yok, zaten teröristler sınırın Suriye tarafında değil mi? Suriye Genelkurmay Başkanlığı’nın açıklamasına göre de; bölgedeki teröristleri izlemekle görevlendirilen helikopter, Lazkiye’de keşif uçuşu yaparken kaybolup teknik bir arıza yüzünden Türk hava sahasına girdiği şeklindeydi.
Birçok saldırıda olduğu gibi ÖSO kameraları TSK Suriye helikopterini vurduğunda da hazır ve kayıtta olması benim dikkatimi çeken bir diğer nokta. TSK’nın helikopteri vurduğu, düştüğünde ise pilotları ÖSO’nun bulup başını kestiği, bu insanlık dışı “ortak operasyon”un lekesi Türkiye için bir utanç kaynağıdır.

Hatırlarsanız Ankara, Türk jetinin Suriye hava sahasını ihlali sırasında düşürülmesine itiraz ederken "böyle ihlaller olur" diyerek olayı meşrulaştırmaya çalışıyordu. Şimdi ise bu iki yüzlülükleri de aşikar oldu. Gerçi bu iki olayı bir biriyle kıyaslamak doğru olur mu siz karar verin; Bir tarafta saatte 1500 km hız yaparak -ses hızında- keşif yapmaya çalıştığı iddia edilen RF-4 jeti 4 dakikalık bir ihlal yapıyor, diğer tarafta M17 rus nakliye helikopteri saatte 100 km hızla sınıra paralel şekilde 2 dakikalık bir ihlal yapıyor… (TSK’nın açıklamaları)
Hem helikopterin Türkiye topraklarında vurulup Suriye toprağına düştüğüne inanan var mı? TSK’nın yayınladığı radar görüntülerinde helikopter Türkiye’de vurulmuş, ama Suriye’ye düşmüş. (Kaçarken arkadan vurulduğu söylenen TSK jetinin ters istikamette bilmem kaç kilometre öteye düşmesi gibi…) Eğer Suriye toprağı üzerinde vurulduysa bu tecavüz olarak kayıtlara geçer. "Uyarıldı" lafına ise hiç bakmayın, TSK bildirisine göre o sırada helikopter Suriye hava sahasındaymış. 14:25'te ihlal yapmış ve 14:27'de düşürülmüş.
Erdoğan tıpkı Uludere/Roboski olayındaki gibi helikopter olayında da topu TSK'ya attı ve inisiyatifin TSK'da olduğunu söyleyerek işin içinden sıyrılmaya çalıştı. Madem inisiyatif TSK’da, Acaba TSK Türk hava sahası ihlallerinde nasıl bir yol izliyor? Her zaman 2 dakika içerisinde füze mi ateşleniyor?
TSK kayıtlarına göre 2013 yılının ilk 7 ayında, toplam 67 ihlal gerçekleştirilmiş. Aralarında 10 dakika, 20 dakikayı bulan ihlallerin kayıtlı olduğu görülmekte. (Bakınız : http://www.tsk.tr/11_haberler_olaylar/11_2_hava_ihlalleri/hava_sahasi_ihlalleri_2013.htm) Bu 67 ihlalin tamamında ise alınan tedbir olarak sadece : “Olay Dışişleri Bakanlığına bildirilmiş”, ama bu sefer TSK inisiyatif kullanarak, hükümete bir bilgilendirme yapmadan helikopteri düşürme kararı vermiş.
Çok enteresan değil mi?